Galata Rıhtımı yavaş yavaş geride kalırken, Bandırma Vapuru karanlık sulara doğru ilerliyordu. İstanbul'un silueti sislerin arasına karışıyordu.
Mustafa Kemal, güvertede uzun süre şehre baktı. Arkasında işgal altındaki bir başkent — önünde, kaderi henüz yazılmamış bir millet vardı.
Gemide sessizlik hakimdi. Kimse yüksek sesle konuşmuyordu. Çünkü bu yolculuk yalnızca bir görev değildi; bir milletin yeniden ayağa kalkma ihtimaliydi.
O gece Karadeniz sertti. Rüzgâr geminin gövdesine vururken, Bandırma Vapuru karanlığın içinde yol almaya devam etti.